6 Eylül 2010 Pazartesi

TAŞINDIKKK

YENİ ADRESİMİZ http://ladirecciondesportes.wordpress.com/ 

4 Eylül 2010 Cumartesi

Real Madrid, Yaz Ayında Kilosu Pahalı Olan "Portakal"a Çok Para Verip, Mevsiminde Satmaya Kalkışınca Zarara Uğradı


2000'li yıllarda Barcelona'yı takip etmeye başlayan tüm futbolseverlerin kalbindedir onlar... 2010'daki başarılarla 2000'deki başarılara bakıldığında uçurumlar kadar fark olsa da, gerçek Barcelona 2000'li yıllardaki Barça'dır der  hepsi... Bu yüzden, gün geçtikçe hepsinin Barça sevgisi azalmıştır... bunu gören Real Madrid de Barcelona'yı o kadar kıskanmış ki herhalde, başladı takımın rengini mordan "turuncu"ya çevirmeye... tabi ki sonuç 2000'in Barcelona'sında olduğu gibi başarısızlık oldu...


Kim ne derse desin bana Barcelona'nın 2010 kadrosu mu, 2000'li yılların başındaki kadro mu deseler; 2000'li yılları seçerim... çünkü o zamanki Barça'nın bir ruhu vardı; bana göre bunu sağlayan da bizim Naranjaslar, yani Portakallardı... Real Madrid, yani zenginlerin takımı da başarıdan başarıya koşmasına rağmen, yurtdışından İspanya ligini takip eden futbolseverler, halkın takımı Barça'yı tutuyordu hep, belki turunculardan dolayı, belki Barcelona şehrinin ülkedeki konumundan dolayı... El Equipo del Rey (kralın takımı) da dedi ki; "Biz Zidane'ı, Ronaldo'yu,Figo'yu .... aldık da ne oldu, hiç sempatizanımız yok"  ve bir Fidel, bir Che gibi "Turuncu Devrimini" başlattılar...


Ancak, Real de Barça gibi turunculardan istediği verimi alamamış olacak ki, ya hepsi yedek kalıyor ya da hepsi teker teker gidiyor. Van Nisterlooy vardı bir... o yararlı oldu bu takıma; Sneijder, Robben, Drenthe, Van Der Vaart, Huntelaar.... hepsi teker teker kayıp gitti bu takımdan, aynı Reizeger, Kluivert, De Boer ikizler gibi - Barça'nın turuncuları baya oynadı, iş yaptı lafımız yok- Herhalde, başta Barcelona kulübünün yaptığı bu devrimin nedeni, total futbolun kurucusu Cruyff.... Hollanda'nın siyah incisi Gullit gibi efsaneler oldu... buna en basit örnek de Hagi'den sonra adeta bir Rumen takımına dönen Galatasaray takımı olsa gerek... ama bir efsaneden bir millete kaymanın hata olduğunu önce Barça sonra Galatasaray daha sonra da Real Madrid anlamış olacak ki, İspanyollar Hollandalıları Almanya'ya yollamaya başladı, zamanında da Galatasaray  Rumenleri bir bir yolladı....

3 Eylül 2010 Cuma

Şaka Falan Olmalı, 8 Kez Penaltı Tekrarlandı!(Video)

http://www.sporxtv.com/futbol/dunya/8-kez-penalti-tekrarlattiSXTVQ18272SXQ/?ref=WM3

Şok Şok Şok!Fenerbahçe 266 Oyuncuyla Prensipte Anlaştı

 Artık Fanatik, Fotomaç ve onun gibi spor gazetelerin sadece vakit öldürmek için okunduğu bir Türkiye burası; çünkü o tür gazetelerde okuduğumuz tek doğru şeyler maç skorlarından başka bir şey değil... Fenerbahçe Spor Kulübü de bu konu hakkında güzel bir açıklama yapmış...



Öncelikle gazetelerin spor sayfalarındaki haberlerin ne kadar orantısız olduğunu belirterek başlamak istiyorum... 

Gazetelerin spor sayfaları zaten tamamen doldurulmak için yaratılmış, kocaman sayfa Galatasaray, kocaman sayfa Fenerbahçe, bir koca sayfa daha Beşiktaş... diğer spor haberlerinin nerede olduğunu soran yok mu !? Hepsi tiraj amaçlı, üç büyük kulüplere hitap eden haberler, aslında onların da yapacakları bir şey yok, adamlar para kazanma derdinde... ondan dolayı inşallah Türkiye'de faal olan tüm sporları içeren objektif ve güvenilir bir gazete olur da, sporun her dalını seven insanlar derin bir nefes almış olur.

Evet, hadi üç büyük kulüpleri yazdınız... tamam lafım yok, çünkü zaten spor sayfasını okuyanların çoğunluğu bu takımları tutuyor, peki neden balon haber yapıyorsun... Bu haberler elle yazılmıyor herhalde, interneti olan bilgisayarlarda yazılıyor, bilgisayarında internet yok mu ! Tabi var; aç internetini adam akıllı araştır sonra da haberini yaz altına da gururlar koca koca adını yaz... Ama gazetecilik anlayışı o kadar körelmiş ki, millet haberleri ya sevdiği oyunculardan kurulu bir şekilde kafasından sallıyor ya da güvenirliği olmayan sitelerden copy paste yapılıp aynı şekilde matbaaya yollanıyor... Kurtulun artık bu mantıktan, insanlar eskisi kadar cahil değil... biz kaç tane bitmiş transfer, büyük ölçüde anlaşılmış transfer gördük, artık yemiyoruz; Henry'nin de GS'ye geldiğini gördük, Denizlispor'un Kluivert'ı transfer ettiğini de... 

Peki tamam balon haberi olmadan dolduramıyorsunuz spor sayfalarını, o zaman size çok güzel bir tavsiyem var; biraz da Türkiye'de amatör olarak tabir edilen ama Avrupa'da, G.Amerika'da, hatta Afrika'da bile futboldan önemli olan diğer sporların haberlerini yapın, bir kaç spor dalı tanıtın insanları teşvik edin...





Türkiye'de gazetecilik nereye gidiyor, gazetecilik Türkiye'de ne anlama geliyor. İşte sporu takip eden herkesin bıktığı ve takipçilerin tepkisinin artmasıyla doğru orantılı bir şekilde ortaya atılan BALON HABERLERE bir güzel örnek daha...


Fenerbahçe Spor Kulübü balon transfer haberleri konusunda bir açıklama yapmış, işte açıklama;

"Spor basını, 20 Şubat 2010 tarihinden itibaren yeni sezon için transfer edeceğimizoyuncular ile ilgili haberler yayınlamaya başladı. Kulübümüz yayınlanan bu haberler ile ilgili yalan ya da doğru ifadesini kullanmadan, bunların birer spekülasyon olduğunuinternet sitesinde duyurdu. Bunların spekülasyon olduğunu, dolayısıyla yalan ya da doğru şeklinde bir yorumda bulunmadığımıza özellikle bir kez daha dikkat çekmek istiyoruz.

Basın yayın kuruluşları 20 Şubat 2010-1 Eylül 2010 tarihleri arasında aşağıda isimleri bulunan toplam 266 futbolcu ile ilgili transfer çalışması yürüttüğümüzü öne sürdü.Dünyada hiçbir futbol takımının bir sezonda 266 futbolcu ile ilgilenmesi ya da transferetmesi mümkün değildir. Dolayısıyla yaptığımız "Spekülasyon" açıklamasını her fırsatta eleştirenler ile ilgili takdiri kamuoyuna bırakıyoruz.




Farklı Farklı Gözlüklerden Spora Bakmak İçin... Gafas De Futbol

http://gafasdefutbol.blogspot.com/

Haydi Gelsin Yarı Final





İşte son 16'ya kalan takımlar ve eşleşmeler:

Sırbistan-Hırvatistan
İspanya-Yunanistan

Türkiye-Fransa

Slovenya-Avustralya

ABD-Angola
Rusya-Yeni Zelanda

Litvanya-Çin
Arjantin-Brezilya



Sen gel 5 maçı yen, eski formundan uzak olsa da sürprize açık Fransa ile eşleş... oldu mu bu hiç şimdi !? Yine de  taraftarı arkasına almış olan 12 Dev Adam Ersan'ın önderliğinde Fransa'ya fark atmasını bilecektir diyorum... onları yendikten sonra da gelsin Slovenya-Avustralya maçının galibi ki, Slovenya olur o da, yani uzun lafın kısası ben takımımızın en kötü 3.lük maçına çıkacağına inanıyorum, inanmak istiyorum... aman dikkat 1/8'de ayağımızın altı kaymasın da yere düşmeyelim, yoksa canımız çok acır bu kadar galibiyetten sonra...

2 Eylül 2010 Perşembe

Benim İçin Efsanenin Doğuşu: Gabriel Omar Batistuta




Gabriel Batistuta
Benim tanıdığım ilk futbolculardan biridir Batistuta... Aslında yalan olmasın ilki Lima Ronaldo'dur ( futbol oyunlarında ilk golüm onla FİFA 98'de );ancak Batistuta'nın yeri benim için çok daha ayrıdır... Batistuta'nın varlığını 1998 yılında henüz 5 yaşındayken farkettim... Abimin Dünya Kupası 1998 kitabı vardı ve yanılmıyorsam A Grubu'nda Arjantin vardı ki kitabı ilk açtığımda Mavi-Beyaz bir sayfa karşıma çıkmıştı... sayfanın tam sağ üst köşesinde de mavi-beyaz formasıyla Batistuta yer alıyordu; okumayı bilmiyordum tabi o zamanlar, ondan sadece görünüşü beni etkilemişti onun... abime sorduğumda ise adının Batistuta ve üstünde yazan şeyin "Arjantin'in En Etkili Oyuncusu" olduğuydu... o yaşımda Dünya Kupası maçlarını pek izlememişim ki bir tek Brezilya'nın penaltılara kaldığını hatırlıyorum... ancak daha sonra gelen yıllarda CM oyununda Batistuta'nın Rui Costa, Toricelli ve Toldo'nun takımı Mor-Menekşeler'de oynadığını öğreniyorum... kaderin cilvesi ki Fiorentina benim o zamanlar sevmediğim bir takımdı... ama Batigol devreye girince aradaki tüm kırgınlıklar bitti Mor-Menekşelerle... daha sonra ise pek rastlayamadığım Batistuta'yı sadece oyunlarda görmeye başlamıştım...

Gabriel BatistutaBatistuta'yı çok sevmemin diğer bir nedeni ise herhalde küçük yaşımda dayımla oynadığım bilgisayar oyunuydu... FIFA 2000, yani fifa serisinin gelmiş geçmiş en iyi oyunu... microsoft bir gamepad vardı dayımda ve her cuma o oyunu açıp World Class'de Arjantin olup, Brezilya'yı yenmeye çalışırdık, tabi Arjantin'in yıldızı her zamanki gibi Batistuta'ydı...

Batistuta'nın ben de o kadar derin izler bıraktığı malum ki onun ardından Aimar ve Crespo benim en sevdiğim oyuncular arasında sıralandı... yani beni bir Arjantin sevdalısı yaptı...

Gabriel Omar Batistuta (d. 1 Şubat 1969). Arjantinli bir futbolcudur. FIFA tarafından yaşayan en iyi 125 futbolcu arasına seçilmiştir. Serie A'da 1991-2003 yılları arasında oynadığı 318 maçta attığı 184 gol ile ligin kurulduğu tarihten bu yana en fazla gol atan 8.futbolcu unvanına sahiptir. Ayrıca Arjantin Milli Futbol Takımı'nda attığı 56 gol ile Arjantin Milli Takımı'nda en fazla gol atan futbolcu unvanınıda elinde bulundurur.

Kariyeri

Profesyonel futbol hayatını 1988 yılında ülkesinde Newell's Old Boys takımında başlayan Batigol, 1989/1990 sezonunda River Plate, 1990/1991 sezonunda ise Boca Juniors'ta oynadı. 1991 yılında ACF Fiorentina kulübüne geçen Batistuta, 1993'de Fiorentina'nın Serie B'ye düşmesine rağmen takımdan ayrılmadı. Takımının Serie A'ya geri yükselişinde büyük rol oynayarak taraftarlarının sevgilisi haline geldi. 2000'e kadar ACF Fiorentina'da oynayan Batistuta artık ACF Fiorentina'nın sembol futbolcularından biriydi. AS Roma'yla anlaşan Batigol Roma'daki ilk sezonunda Serie A şampiyonluğu yaşadı. Kısa bir süre Inter Milan'da oynayıp AS Roma'ya geri dönen Batigol 2003'de Katar'ın Al Arabi takımına transfer oldu ve profesyonel futbolculuk kariyerini 2006 yılında orada noktaladı.Batistuta ayrıca dünya kupasında en çok gol atan oyuncular arasındadır.

Başarıları 

  • Serie A Şampiyonluğu (with A.S. Roma) 2000-2001.
  • İtalya Süper Kupası (ACF Fiorentina ile) 1996, (A.S. Roma ile) 2001
  • Arjantin Futbol Yazarları yılın Futbolcusu Ödülü 1998.
  • İtalya Kupası (ACF Fiorentina ile) 1995-1996, (A.S. Roma ile) 2000-2001
  • Serie B Şampiyonluğu (ACF Fiorentina ile) 1993-1994.
  • Serie A Gol Krallığı 26 gol (ACF Fiorentina ile) 1994-1995
  • Copa América Şampiyonluğu (Arjantin Milli Futbol Takımı ile) 1991, 1993
  • Copa América Gol Krallığı, 6 gol (Arjantin Milli Futbol Takımı ile) 1991

photoBatigooolll

1 Eylül 2010 Çarşamba

Estoy Triste Para Puerto Rico/Vah Porto Riko Vah


balkman
Turnuva öncesi Türkiye'nin arkasından sallayanlar ya da umutsuz olanlar artık mutludur inşallah, ki ben de takımın gidişatından çok memnunum. İlk maçta kolay Fildişi, ardından orta şekerli Rusya, daha sonra ezeli rakip Yunanlılar, şimdi de Porto Riko...
Porto Riko animasyonlu ülke bayrağı
Aslında, Türkiye rahat bir galibiyet alsa hiç bloga yazı yazmakla uğraşmayacaktım da bu Porto Riko'ya cidden üzüldüm ya...

barea-> Barea'nın Dallas'ta oynadığını şimdi görünce, Dallas'a olan aşkım daha da arttı... üzgünüm, bütün sene anca playoffları takip edebildim...


http://www.resimarsiv.com/data/media/310/kerem-gonlum.jpg
Adamlar cidden iyi top oynuyor; gerek Ramos, gerek Barea ve BALKMAN... bu maça da inanarak çıkmışlar ki geçen günden yorgun olan 12 Dev Adam'a ilk 3 periyotta nefes aldırtmadılar; ama maçın sonucuna bakınca yine hüsran, yine keder... ve bu onlar için ilk değil, eve gelince hep Porto Riko'nun maçlarına rastlıyordum; adamlar fena top oynuyor, Barea bildiğiniz Steve Nash, her yerden sayı atıyor her yerden asist yapıyor... Yunanlılara ve Ruslara şanssız şekilde kaybettiler... ve 4.maçta bize karşı şansları tutmadı... Umarım, çok ileri giderler de bu üstün performanslarına bir anlam katarlar...

Bize gelince de... diyecek tek sözüm, yolumuz açık, Uruguay gibi Yarı Final'e kadar yolumuz var diyorum ben, umarım İspanya aptal saptal maç kaybetmez de, bizim yolumuza engel koymaz.

Everton'ın "Balta"sı Fener'de

Profesyonel Futbol Takımımızın İngiltere’nin Everton Kulübü’nden renklerine kattığı defans oyuncusu Joseph Yobo İstanbul’a geldi.


Yobo desktop wallpaper
Sabahın erken saatlerinde Atatürk Havalimanı’na gelen Nijeryalı oyuncumuzu Profesyonel Futbol Takımımız İdari Menajeri Hasan Çetinkaya karşıladı. 

Oyuncumuz, ayağın tozuyla yaptığı açıklamada "Fenerbahçe’nin büyük bir kulüp olduğunu biliyorum. Fenerbahçe’de başarılı olmak istiyorum" diye konuştu.
 
--> Bugün bir yerde okumuştum tam hatırlamıyorum, belki gazetede belki de twitterda... "Galatasaray ne yaparsa Fener de onu yapar, Fener ne yaparsa Galatasaray da onu yapar"... işte öyle oldu, Insua İstanbul'a geldiği gibi, Yobo da havaalanında göründü. Yanlış anlamayın bu Fener'e bir atıf değil, iki takımın  birbirini ne kadar kıskandığı... neyse ne, Süper Lig'imize 2 tane Premier Lig oyuncusu gelmiş oldu. Yobo... kendisini ilk OFM diye bir oyunda tanıdım, gerçekten o oyun benim hem Everton'ı, hem de Yobo'yu sevmemi sağlamıştı... daha sonra yaş büyüynce ve iddaa'ya başlayınca Everton'ın maçlarını izleme fırsatı buldum, Yobo cidden Süper Lig'de oynayacak kapasitede bir oyuncu; ama etraftan okuduğum kadarıyla kendisi GS'nin Balta'sının şu sıralar yaptığı gibi hatalar yapıyormuş... Tabi benim görüşüm, Bilica'dan daha kötü olamayacağı, Yobo transferi tüm Fenerlilere hayırlı olsun... 

Kewell Kadro Dışı/ Çağlar Hala Yok/Misimovic Yalanladı

KEWELL KADRODA YOK



Kewell, 99 numaralı formayı giyecek.Florya Metin Oktay Tesisleri'nde dün akşam basına kapalı yapılan antrenmana milli takımlarda bulunan oyuncuların yanı sıra tedavilerine devam edilen Kewell ve Mehmet Batdal katılmadı.  Pino ise yine kondisyoner yönetiminde çalıştı. Bu arada Avustralya Milli Takımı'nın hocası Osieck, kasığındaki sakatlığı süren Kewell'ı, İsviçre ve Polonya ile oynayacakları hazırlık maçlarının kadrosundan çıkardı.

OYNAMADAN YEDEK KALDI

http://3.bp.blogspot.com/_7FpXyEyhCbk/S-hLEiJa88I/AAAAAAAADII/SAilZyZVnCA/s1600/%C3%A7a%C4%9Flar_birinci.jpg
 

Sezon başında Denizlispor'dan transfer edilen, ancak yaşadığı sakatlık sebebiyle bir türlü şans bulamayan Çağlar Birinci, kendi bölgesine yapılan takviye ile artık tam manasıyla alternatif futbolcu konumuna düştü. Insua ile rekabet halinde olacak Çağlar'a arkadaşları ve teknik kadro ise moral vermeyi sürdürüyor. Dizinden sakat olan genç oyuncunun kendisini toparladıktan sonra kupada oynaması bekleniyor.
MİSİMOVİÇ YALANLADI
Misimovic Wolfsburg
Misimovic kronik sakatlığı olduğu yönüneki iddialara ise şu yanıtı verdi: "Kronik sakatlığım ile ilgili iddiaları ilk kez burada duyuyorum. Geçtiğimiz sezonlara bakınca hemen hemen tüm maçlarda oynadım. Böyle bir dedikoduyu burada ilk kez duyuyorum. 10 numara çok fazla sorumluluk gerektiren bir pozisyon ve ben de bunun bilincindeyim. Galatasaray'da adaptasyon sorunu yaşayacağımı düşünmüyorum. İyi bir hazırlık dönemi geçirdim, fizik olarak da kendimi çok iyi hissediyorum."

Fatih Tekke Beşiktaş'ta!!

-->Artık Tekke'ye Milli Takım yolu gözüktü... iyi bir tercih yapmış Fatih...
Beşiktaş yönetimi, transfer sezonunun bitiminin son gününde Rusya'nın Rubin Kazan takımında forma giyen Fatih Tekke ile her konuda anlaştı.


Tekke Kartal'a yakın

Siyah beyazlı kulüp, bir süredir temas halinde bulunduğu yabancı forvet adaylarından istediği sonucu alamayınca Fatih Tekke için görüşmelere başladı. Ve golcü futbolcudan olumlu yanıt aldı.Bu gelişmeler sonrası siyah beyazlı kulüp Tekke'nin kulübü Rubin Kazan'dan cevap beklemeye başladı.
Fatih Tekke Beşiktaş'ta

Sözleşmenin şartlarının ve Fatih Tekke'nin alacağı ücretin önümüzdeki saatlerde Siyah-beyazlı kulüp tarafından açıklanması bekleniyor.

Kluivert Denizlispor'da!!!

 Yeşil-siyahlılarda yönetim dünyaca ünlü yıldız ile Fransa´da ön protokol imzaladı Denizlispor durdu durdu transferde bombayı patlattı. Barcelona´nın eski yıldız futbolcusu Kluivert yeşil-siyahlılarla anlaştı. Denizlispor‚ geçen sezon menajerini Pamukkale´de ağırladığı ve maddi konulardan dolayı anlaşma sağlayamadığı Patrick Kluivert ile ön protokol imzalandı.




850 BİN DOLAR
Horozlar geçtiğimiz sezon yapılan görüşmelerde maddi konular yüzünden anlaşamadığı Patrick Kluivert ile Fransa´da ön protokol imzaladı. Denizlispor´un Genel Menajeri Özhan Çetin‚ bu futbolcuyla 850 bin dolar karşılığında anlaşma yaptıklarını söyledi.
Patrick Kluivert´in transferinde devreye giren Pierre Van Hoojdonk´un Denizlispor hakkında olumlu referans verdiği öğrenildi. Yıldız futbolcu geçen yıl denizlispor ile anlaşamamış ve Fransa 1.Lig ekiplerinden Lille´ye amza atmıştı.
https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiVEx00W8rLOeQE_Ybiz0X0jtFNtBW655DxsXZfqaShDGdFXP93osiDWQdpzUXXvME4TnPQCGpcYr1ZapasptoBbpJI95SuhMO1_O56jBoYqI3lFtF7Yi1qRQnFq3iptR7WbwEkm-vcAu97/s1600/kluivert_rivaldo.jpg HEP ZİRVEDEYDİ
1976´da Amsterdam´da doğan Surinam asıllı yıldız futbolcu 1994 yılına kadar Danny Blind ve Frank Rijkard ile birlikte Ajax genç takımında forma giymişti. Daha sonra A takıma yükselen Kluivert Milan‚ Barcelona‚ Newcastle‚ Valencia‚ PSV ve Lille takımlarında forma oynadı.

--> Bu haberi görünce Kluivert'a yapılan hakaretten dolayı çok üzüldüm açıkçası; onun gibi bir oyuncunun böyle takımlara yakıştırılması ayıp olmuş... Neyse, haber 2008'in... görünce gülmekten yerlere yattım, sizle de paylaşayım dedim hehe =) KLUIVERT YAZISI YAKINDA, İSTANBUL'A DÖNÜNCE...




Mesut Özil, Madrid Sokakları'nda Kayboldu.. Mu ? Kaybolacak Mı ?

Mourinho: Mesut'un sosyal ilişkisi sıfır


Real Madrid Teknik Direktörü Jose Mourinho, takımdaki Alman oyuncuların İspanyolca bilmedikleri için takımla kaynaşmalarının henüz kolay olmadığını belirtti.

İspanyol spor gazetesi AS'ta yayımlanan demecinde Mourinho, ''Almanların hayatı zor geçiyor. İspanyolca konuşamıyorlar. Sadece (günaydın) ve (merhaba) diyorlar. Sahada yaptığımız iş çok yoğun. Az da olsa Almanca bilen bir yardımcım olduğu için şanslıyım. Benim söylediklerimi onlara iletebiliyor. Khedira, Özil ile Özil, Khedira ile yaşıyor. İngilizceyi de yarım biliyorlar. Takımla kaynaşmaları henüz kolay değil. Sabır göstermek, zaman vermek gerekiyor'' dedi.

--> Ah Mesut vahh Mesutt... Öncelikle, Khedira'nın ne kadar bana benzediğini söyleyerek başlamak istiyorum.. baksanıza hemen takım arkadaşını kollamış, adından belli aslında Sami, Saaaami değil karıştırmayalım ;) şaka bir yana asıl konuya geçelim;

Her Türk gibi - bazıları Özil'i Türk saymıyor olabilir, umurumda değil- Mesut'un Dünya Kupası'ndaki başarısı ve ardından Madrid'e gitmesi beni mutlu etti... ama şöyle bir şey var ki, Mesut gibi tonlarca oyuncu Real Madrid'in kapısından içeri girmiş, girdiği gibi de içeri de tıkılı kalmiş, hiç bir maça çıkmamıştı... Neyse, Kaka sakat, Özil şans bulacak da Mourinho diyor ki uyum sağlayamadı daha... Tabi ki hemen sağlayamayacak; ama sağladığında da çok geç olmayacak mı... o zamana kadar Kaka iyileşmeyecek mi... Hadi diyelim Özil uyum sağladı, harika oynuyor, Özil mi oynayacak Kaka mı... birinin değeri 80 milyon euro, diğeri 20 milyon euro... Umarım, Özil'in sonu da Real Madrid'e gidip bir şey yapamayan oyuncular gibi olmaz ve bunlardan tonlarca olduğunu futbolu takip eden herkes biliyordur

Galatasaray Değerlerine Sahip "Çıkmamaya" Devam Ediyor


Geçen gün Atatürk Havaalanında her Galatasaraylının gönlünde taht kurmuş, onu izleyeninden izlemeyenine (benim fırsatım olmadı) her GS'lının tanıdığı, onu tanımayanın GS'lı sayılmadığı biri vardı... Cevad Prekazi... hem de tek başına değildi, yanında G.Saray'da oynaması için getirdiği Jovanovic vardı; ama ne olduysa G.Saray bu transferi yapmaktan vazgeçti ve bir G.Saray efsanesinin daha kalbini kırmış oldu. Prekazi bir menajer değil, bir yönetici değil, G.Saray'a hizmet etmekten onur duyacak bir isim, rakip G.Saray'ken bile Sarı-Kırmızılıları tutacak bir isim.

Şimdi webaslan'ın sitesinde gördüm... kendisi GS yönetimine çok kırgınmış ve onu bir daha aramamalarını söylüyormuş; çünkü GS yönetimi Jovanovic'i Türkiye'ye çağırmış ve Prekazi de onunla gelmişti. Ee be Adnan Polat, sıkılmadınız mı eski oyuncularımıza, özür dilerim efsanelerimize böyle davranmaktan, sıkılmadınız mı! Arif, Hakan, Hasan, Bülent, Hagi... hiç birine gereken değeri vermediniz.. bari Prekazi'ye ayıp etmeyin, bari şu yaşlı adama şu yaşında böyle acılar çektirmeyin. Onun duygularını bilemem, para için mi değil mi bilemem ama Prekazi'nin dediğine göre adam sırf G.Saray'a yardımı dokunsun diye bu oyuncuyla görüşüp, oyuncunun takımdan ayrılmasını sağlamış, peki şimdi bu oyuncuya ne olacak ...Yönetimi bu başarısından dolayı alkışlıyorum...

31 Ağustos 2010 Salı

Niye Hep Rakibin Lehine Faul Çalarlar!

 12 Dev Adam, her zaman olduğu gibi Türk milletini gururlandırmaya devam ediyor... Yunanistan karşısında etkili oynanan 2 periyod izledik; ancak son 2-3dk'da yenen sayılar farkı eritti...

Ersan İlyasova, nasıl bir fenomen olduğunu tekrar gösterdi. Geçen Eylül ayında, yine Ersan, aynı böyle oynuyordu ve ilk maçlarda hep galip gelmiştik... Biricik Hedo'muzu şu an sahada göremiyoruz, yanlış anlamayın ona olan bir eleştirim değil; ama onun gibi Türkiye Milli Takımı'nın en iyi oyuncusu pek iyi oynayamayınca, doğrusu oynamayınca takımın yandan gideceğini düşünürüz... Ersan ise bu düşünceyi aklımıza bile getirmemize neden olmuyor.

Tabi ki, sırf Ersan oynamıyor bu takımda, diğerleri de harika oynuyor ama Ersan'ı açıkçası tebrik etmek istiyorum...

Bu yazıyı maçın sonunda yazacaktım da dayanamadım... ne kadar Türkiye ve Türk takımlarını tutsam da ben Türk spikerlerinin böyle maç sunmalarından sıkıldım artık. Spikerlik konusunda pek bir bilgim yok; ama bir izleyici olarak, spikerlerin taraftarlar gibi yorum yapması, konuşması pek hoş değil... Mesela, bu akşam Murat Muratanoğlu, bir taraftar gibi pozisyonlarda bağırması ya da her pozisyonda bize faul yaptılar, işte steps yaptılar gibi yorumlar getirmesi beni sıktı artık. Belki, " Lan sen kimsin ki koskoca Murat Muratanoğlu'na laf ediyorsun." diyebilirsiniz; ama bu benim görüşüm ... Evet, hepimiz Türküz... ve onlar Yunan, bi nevi eski düşmanlarımız. Ama bu sırf baskette değil, futbolda da oluyor; yok penaltımızı vermediler yok faul var, yok elle oynama... vee onlarraa aynısı olunca, "Devam devam bir şey yok, haydee çocuklar" gibi yorumlar da geliyor...

Haydiii Türkiyeee zafer zamanı, galibiyet zamanıı, dökün şu Yunanlıları denize

Beşiktaşlı Olmayanlar, Artık Korkmayın!

Ve Robinho Milan'da 

Ve Robinho Milan'da
Brezilyalı yıldızın yeni adresi belli oldu. Türkiye'de adı hem Fenerbahçe hem de Beşiktaş ile anılan Robinho, İtalya'daki transferin son gününde Milan'la anlaştı. 

Barcelona'dan Zlatan Ibrahimovic'i kadrosuna katan Milan, Manchester City'de forma giyen Robinho'yu da renklerine bağlayarak, transfer döneminin en dikkat çeken ekiplerinden olmayı başardı.
Ronaldınho ve Kaka'dan sonra son dönemde Brezilya'dan Avrupa futboluna açılan en iddialı isimdi Robinho. Ancak genç yıldız, ne Real Madrid formasıyla La Liga'da ne de Manchester City formasıyla Premier Lig'de beklentileri karşılayabildi. Biz onu Türkiye'ye gelecek diye bekleyeduralım, Robinho şansını şimdi de Milan formasıyla Serie A'da deneyecek.

Üzgünüm BJK'lılar bu espriyi yapmak zorundayım; ROBİNHO KARTAL'DA!


--> Bir Galatasaraylı olarak bu kadar sevindiğim bir gün hatırlamıyorum :P Şaka bir yana, haftalardır gazeteleri, spor bültenleri ve diğer basın organlarını dolduran " Robinho Kartal'a çok yakın" haberleri Beşiktaş'ı tutmayan taraftarları iyice korkutmuştu. Hatta, ben adadayken Robinho'nun imzaladığı yönündeki haberi duyunca, " Anca rüyanızda oğlum, siz onu alabileceğinizi mi sanıyorsunuz..." demedim "Abi yandık bu sene BJK ligde rahat 1.olur" demiştim... Neyse ki, Robinho takımını buldu ve Milan'da yeni bir sayfa açtı. Bakalım Ronaldinho, İbra ve Robinho bu sezon eski performansından uzak Milan'a ne kazandıracak...



Matador Sonunda Pes Etti: Fernando Morientes

İspanya'nın ünlü futbolcusu Fernando Morientes, futbolu bıraktığını açıkladı

0
0

Morientes futbolu bıraktı! Erken yaşlarda ağabeyim sayesinde sporu takip etmeye başlamış biri olarak, Morientes çocukluğumda Batistuta'dan sonra en sevdiğim santraforlardan biriydi... Onu ilk tanıdığımda daha henüz okumayı yeni öğrenmiştim ve CM'de daha bilmediğim İngilizce ile oyunu çözmeye çalışıyordum. O zamanlar bir Real Madrid hastası olan ağabeyim Salvo gibi kralın takımını tutmayacaktım tabi; ben de fanatik bir Barça'lı oldum; ancak Real Madrid'in bu süper forvetine tapıyordum. Evet, onun adını ilk CM'de gördüm ve ismi o kadar güzel gelmiş olacak ki o zamandan beri hep futbolunu takip ettim... ama kendisi de uygun görmüş ki 17 yıllık kariyerine nokta koymuş. Oynadığın güzel futbolla, insanları mutlu ettiğin için teşekkür ederiz Fernando Morientes...
 
İşte Kluivert ve Batistuta'dan sonra en sevdiğim forvetin kariyeri;

Kariyerine İspanya'nın Albacete takımında başlayan Morientes, daha sonra sırasıyla Zaragoza, Real Madrid, Monaco, Liverpool, Valencia ve Marsilya takımlarında forma giydi. İspanya A Milli Takımı'nda da 47 kez forma giyen Fernando Morientes, kariyerindeki toplam 573 maçta 204 gol kaydetti 
  Morientes bergt voetbalschoenen op
*Morientes'le ilgili bir yazı yazmışken... Kluivert ve Batistuta'ya olan özlemim arttı... yakında bloglarım onları da =) 

Sizde Bu Blogda Yazmak İster Misiniz?

Sporu bir tutku olarak algılayan ve sırf futbol-basket değil, birçok sporu takip eden biriyseniz... benle birlikte bu bloga yazı yazmak için uygun bir kişisiniz demektir. Eğer böyle bir talebiniz varsa, facebook'tan ya da bu kayıtın altına yorum atarak talebinizi dile getirebilirsiniz.

Schalke Transfere Doymuyor


Schalke, Raul ve Huntelaar'dan sonra Atletico Madrid'in genç oyuncusu Jurado'yu da transfer etti. 




Alman Bundesliga ekiplerinden Schalke 04 bu sezon iddialı bir kadro kurmak için çalışmalarına devam ediyor. Misimovic'i Wolfsbourg'dan transfer edemeyen ve Galatasaray'a kaptıran Alman ekibi, o bölgeye Atletico Madrid'ten Jurado'yu renklerine kattı.







İspanyol basınında Schalke'nin bu transfer için Atletico Madrid'e 13 milyon euro ödeyeceğini yazdı.

Jurado Atletico Madrid ile çıktığı son maçta takımının ilk golüne imza atarken, maçtan sonra yaptığı açıklamada "Teklifi kabul etmeme gibi olasılığım yoktu. Teklif gerçekten çok iyidi. Bazı zamanlara hayır diyemezsiniz" şeklinde konuştu.  

BASKETBOL PANORAMA

 Her pazar gecesi ekranlarda olan Basketbol Panorama, Dünya Basketbol Şampiyonası sırasında da yayınlarına devam ediyor. Gürkan Kağan Öztürk ve Roksan Kunter'in sunumuyla Basketbol Panorama, şampiyona süresince o gün oynanan son maçtan sonra SKYTURK ekranlarında olmaya devam ediyor. Geçtiğimiz pazar, Barış Gürek'in katılımıyla şampiyonayı elden geçiren Basketbol Panorama ekibi, gelecek pazarda sürpriz konuklarıyla ekranlarda olacak.

 Basketbol Panorama hakkında soru ve görüşleriniz için veya bilgi almak için;
http://www.facebook.com/group.php?gid=144011222294604&ref=search

Yayın sırasında konuklara ya da sunuculara görüşlerinizi ve sorularınızı dile getirmek için;
http://twitter.com/skyturkbasket

Türkiye'de Görmeye Alışık Olduğumuz Haberler

*NTVSPOR'un sitesinde dolaşıyordum ki bu ilginç haberi görüp sizle paylaşmak istedim ... Yine bir atletizmci, yine ilginç bir şekilde kazaya kurban gitti... buyrun okuyun =) 


Kocaeli'de atletizm sporcusu Mithat Altın'ı antrenman yaptığı sırada yılan ısırdı.

Körfezspor veteranlarından atletizm sporcusu Mithat Altın, takım arkadaşlarıyla Belen köyü yakınlarında antrenman yaptığı sırada bacağına bir yılan dolandı. Bacağından yukarı çıkan yılan, Altın'ın sağ eli işaret parmağını ısırdı.

Olay yerinde yapılan ilk müdahalelerin ardından Altın, hastaneye kaldırıldı. Kontrollerde Altın'ı ısıran yılanın zehirsiz olduğu belirlendi.

Mithat Altın, antrenman sırasında yolun ortasında bir şey fark ettiğini ancak ağaç parçası olduğunu düşünerek önemsemediğini söyledi.

Koşarak yanından geçtiği sırada yılanın bacağına sarıldığını ifade eden Altın, "Hızlı bir şekilde koluma kadar tırmandı ve ısırdı. Bir arkadaşım yılanın soktuğu yeri emip tükürdü. Daha sonra hastaneye gittik. Allahtan yılan zehirsizmiş" diye konuştu.

Ünlü golcü için Beşiktaş iddiası!

Transferin son saatlerinde özellikle forvet bölgesi için bir yabancı transferi yapmayı planlayan Beşiktaş'ın Tottenham'ın İrlandalı golcüsü Robbie Keane'e flaş bir teklif yaptığı öne sürüldü.

 
12
8
Ünlü golcü için Beşiktaş iddiası! Ricardo Quaresma ve Guti Hernandez transferleriyle büyük sükse yaratan Beşiktaş'ın Tottenham'ın İrlandalı golcüsü Robbie Keane'i kiralamak için Ada ekibine bir son dakika teklifi yaptığı öne sürülüyor.

Skysport'un "Beşiktaş'tan sürpriz teklif" başlığı ile verdiği habere göre siyah-beyazlı kulüp 30 yaşındaki bitirici golcüyü İstanbul'a getirmek istiyor.

İrlanda Milli Takımı'nın kaptanlığını yapan Keane yerine Tottenham'da menajer Harry Redknapp bir süredir Jermain Defoe, Peter Crouch ve Roman Pavlyuchenko'yu değerlendiriyor.

Geçtiğimiz sezonun ikinci yarısını Celtic'te kiralık olarak geçiren Keane bir dönem Tottenham'dan Liverpool'a transfer olmuş, kısa bir süre sonra Tottenham Keane'i tekrar kadrosuna katmış ve ilginç bir transfer hikayesinin kahramanı olmuştu.

2008-2009 sezonundaki 19 maçlık Liverpool macerası ise Keane için beklediği gibi geçmemiş ve bu süreç içinde tecrübeli golcü rakip fileleri beş kez havalandırabilmişti.


YENİ GELİŞME, YENİ İDDİA...
31 Ağustos 2010 Salı - 15:39

Daily Mail gazetesinin internet sitesinde ise bu gelişmelerden sonra verilen 2. devam haberinde Beşiktaş'ın Tottenham'a teklifinin kiralık değil, yaklaşık 10 milyon avro civarında olduğunu ve İrlanda kaptanına 3 yıllık sözleşme önerdiğini belirtildi. Beşiktaş'ın Keane'nin Tottenham'dan aldığı haftalık 85 bin avroluk ücreti de kabul ettiği belirtilirken, oyuncuya ilk 11 garantisi verildiği ifade edildi.

Sömürülmeye Hazır Yeni Bir Aday: Serkan Kırıntılı


Açıkçası Serkan Kırıntılu adına üzüldüm... Özden Özgün ve Serkan Kırıntılı anadolu takımlarında sevdiğim kalecilerdendir... ve onların 3 büyük takımlar dışında oynaması bana göre en uygun şey... ama Serkan'ın FB'ye gitmesi, kariyerinin sonlandığının bariz bir göstergesi. Artık Serkan bu saatten sonra parasını alıp kulübede oturur; arada sırada da kupa maçlarında oynar... Volkan Demirel'i keseceğini sanıyorsa da, Serkan'a bir IQ testi yapmak lazım...